Albert Einstein Sözleri

Albert Einstein Sözleri

Albert Einstein Kimdir ?

Albert Einstein 14 Mart 1879’da Almanya’nın Ulm şehrinde dünyaya geldi.  20. yüzyılın dehası olarak anılan ünlü fizikçi Einstein’ın oluşturduğu teoriler astronomi başta olmak üzere birçok bilim dalının önünü açıcı bir işleve sahipti. Albert Einstein 18 Nisan 1955 senesinde ABD’de Princeton’da hayatını kaybetti.


 

Evrenin en anlaşılmaz özelliği anlaşılabilir olmasıdır.

 

Dehanın 10′da 1′i yetenek 10′da 9′u da çalışmaktır.

 

İnancı dışlayan bilim topal, bilimi dışlayan din kördür.

 

Gerçeği aramak onu elde etmekten daha kıymetlidir.

 

Açlıktan karnı guruldayandan dürüst politikacı olmaz.

 

İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz.

 

Böyle olacağını bilseydim, bir ayakkabı tamircisi olurdum.

 

Bir hatayı iki defa tekrar etmeyen en mükemmel insandır.

 

Yolculuk etmeyi seviyorum ama varmaktan nefret ederim.

 

Takdir ediliyorsan değil, taklit ediliyorsan başarmışsın demektir.

 

Eleştiriyi kabul etmeyen, başarısına inandıracak kimseyi bulamaz.

 

Aynı anda, hem savaşa hazırlanıp, hem de savaşı önleyemezsiniz.

 

Ben gelecek için hiç bir endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor.

 

Hayat bisiklet gibidir, dengeyi kaybetmemek için ilerlemek gerekir.

 

Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır.

 

Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır.

 

Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.

 

Büyük güce sahip egemen devletler olduğu sürece savaş kaçınılmazdır.

 

Sadece barışçı değil, militan bir barışçıyım. Barış için savaşmaya hazırım.

 

Bilim, her günkü düşünmelerimizin saflaşmasından başka bir şey değildir.

 

Mutlu olmak istiyorsan, bir amaca bağlan; insanlara ya da eşyalara değil.

 

İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır.

 

Bir insanın zekâsı verdiği cevaplardan değil; soracağı sorulardan anlaşılır…

 

Yanlış yapmayan insan yoktur; insanlık yanlışını kabul ve düzeltmekle olur.

 

İnsanlar kendileri karşı çıkmadıkça, hiçbir şey savaşları ortadan kaldıramaz.

 

Eğer ne yaptığımızı biliyor olsaydık, buna araştırma denmezdi öyle değil mi?

 

Hata yapın: “Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.”

 

Propagandayla zehirlenmedikleri sürece kitleler asla savaş düşkünü değildirler.

 

Yüksek ruhlar, her zaman sıradan akılların şiddetli muhalefetleriyle karşılaşırlar.

 

Bilgi deneyimden gelir, bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.

 

İki şey sonsuzdur; insanoğlunun aptallığı ve evren. Fakat ikincisinden emin değilim.

 

Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.

 

Küçük mevzularda gerçeği ciddiye almayan birine, büyük mevzularda da güvenilemez.

 

Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler yoktur.

 

Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.

 

Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük insanların beyinlerinde ve kalplerindedir.

 

Savaş insan toplulukları arasındaki çatışmanın en azgın biçimidir; aynı zamanda en trajik.

 

Ben atomu insanlığa hizmet etmek için buldum. Onlar bomba yapıp birbirlerini yok ettiler.

 

Merakınızın peşinden gidin: “Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.”

 

İlkelerin boğazına dolanıp dibe batmaktansa, oportünist olup suyun üstünde kalmayı yeğlerim.

 

Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.

 

Matematikçiler, görelilik kuramına el attıktan sonra, ben kendi kuramımı tanıyamaz hale geldim.

 

Mevcut bilgi birikimimizle öyle sorunlar yaratırız ki aynı birikimimiz bu sorunları çözmemize yetmez.

 

Bana güvenilen bir sırrı kutsal bir emanet gibi saklarım, ama sırları elimden geldiği kadar bilmemeye çalışırım.

 

İnsan savaş gibi inanmadığı bir şey için acı çekeceğine, barış gibi inandığı bir dava uğruna ölse daha iyi değil mi?

 

Sakın sana kötüsün diyenlere aldırma. Bana da geri zekâlısın diyenler oldu. Ve ben atomu parçalayıp ellerine verdim.

 

Zorunlu askerlik sadece medeniyetin devamı için değil, aynı zamanda varlığımız için de ciddi bir tehlike oluşturur.

 

Bazı erkekler kadınları anlamaya çalışır, diğerleri kendilerini daha basit konulara adarlar, örneğin görelilik kuramına.

 

  1. Dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya savaşında taş ve sopalar olacağını biliyorum.

 

Bugüne odaklanın, güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.

 

Neden bunca kişinin odun kırmaktan büyük zevk aldığını biliyorum. Bu aktivitede sonuçları hemen anında alabilirsiniz.

 

Bazı erkekler kadınları anlamaya çalışır, diğerleri kendilerini daha basit konulara adarlar, örneğin görelilik kuramına…

 

Gençliğimizde düşüncelerimizi oluşturan tüm konular sevgiyle ilgilidir, sonraları ise tüm sevgimiz düşüncelerimiz olur.

 

Akıllı ve iyi niyetli insanlara özgü bir ada olması için neler vermezdim; öyle bir yer olsa ben bile vatansever kesilirdim.

 

İnsanlar bundan 100 sene sonra Gandi diye bir insanın yeryüzünden geçtiğine inanamayacak ve onu bir efsane sanacaklar.

 

Yeryüzündeki şartların düzelmesi, sadece bilimsel buluşlardan çok ahlaklı bir yaşama düzeninin gerçekleşmesine bağlıdır.

 

Aylarca, yıllarca düşünür de düşünürüm. Doksan dokuz defasında yanlış sonuca varırım. Yüzüncüsünde haklıyımdır.

 

Hayatı yaşamanın iki yolu vardır: biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri her şeyin mucize olduğunu düşünmek.

 

Gerçeklikle karşılaştırıldığında, bilimde vardığımız düzey ilkeldir, çocuk oyuncağıdır. Ama sahip olduğumuz en değerli şey odur.

 

Tabiatta öylesine yüksek bir akıl kendini gösteriyor ki, insanın en ince düşünceleri ve buluşları bu aklın yanında sönük bir gölge gibi kalır.

 

Birisinin atom bombası yapmasına yardım etmekten daha kötü sadece bir şey var. O da Nazilere atom bombası yapmaları için yardım etmek.

 

İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.

 

Delilik şüphesiz aptallıktan daha iyidir, delilik var olmuş bir zekânın yok oluşudur. Aptallık ise var olmamış bir zekânın var olmamaya devam edişidir…

 

Aynı şeyi defalarca yapıp farklı sonuç almayı uman kişiye aptal denir. Dâhiliğin bile mutlak bir sınırı varken aptallığın asla. En kötüsü de dünya onlarla doludur.

 

İfade özgürlüğünü, yasalar tek başına garanti edemez. Herkesin kendi düşüncesini, cezalandırma olmaksızın açıklayabilmesi için toplumda hoşgörü mevcut olmalıdır.

 

İnsanlığın buluş ruhu, son yüzyılda bize öyle şeyler armağan etti ki; yönetimdeki gelişmeler de teknik gelişmelere ayak uydurabilseydi üzüntüsüz ve mutlu bir yaşama kavuşurduk.

 

En önemli insani çaba, eylemlerimizde ahlaklı olmak için çalışmaktır. İç dengemiz ve hatta varoluşumuz buna bağlıdır. Ancak iyi ahlaklı eylemler hayata güzellik ve onur verebilir.

 

Günde yüz kez kendime iç ve dış yaşamımın, yaşayan ya da ölü başka insanların emeğine dayandığını hatırlatıyorum; çok derinlere dalmadan günlük yaşamdan biliyoruz ki, bir insan başkaları için vardır.

 

Çok hırslı insanlar, toplumda övülürler ve onların hep başarıya ulaştıkları düşünülür. Ama hırslı insanlar bana; kendilerini durmadan yıpratan, hiçbir zaman doymayan, başarı için her yol mubahtır diyecek kadar ilkelerinden uzaklaşabilen insanlar gibi gelirler.

 

Hala anlayamadınız değil mi? Önemli olan haklı ya da haksız olmak değil. Kavganın kazananı yoktur. Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz. Önemli olan kalp kırmamak. Önemli olan yargılamadan, karşılıksız sevebilmek ve iyilik yapabilmek. Haklı bile olunsa özür dileyecek kadar asil olmak, bilge olmaktır. Egonuzu kontrol edemediğiniz sürece, o sizi kontrol etmeye devam edecek. Böyle olduğu sürece tüm dünya sizin bile olsa asla mutlu olamazsınız.

 

Eğer bir adam marşla uyum içinde yürüyebiliyorsa, o değersiz bir yaratıktır. Kendisine yalnızca bir omurilik yeterli olabileceği halde her nasılsa yanlışlıkla bir beyni olmuştur onun. Uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir. Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçli ve bilinçsiz şiddetten, aptalca yurtseverlikten, tüm bunlardan nefret ediyorum. Ben savaşı ve o soğuk silahları öylesine tiksindirici ve aşağılayıcı buluyorum ki böyle iğrenç bir eyleme katılmaktansa kendimi yok ederim daha iyi. Benim anlayışıma göre sıradan bir cinayet, savaşta adam öldürmekten daha kötü değildir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar