Virginia Woolf Sözleri

Virginia Woolf Sözleri

Virginia Woolf Kimdir ?

İngiliz feminist yazar ve eleştirmen Virginia Woolf, 20. yüzyılın en önemli isimleri arasındadır.Küçük yaşta annesini kaybeden yazarın ilk travması bu olmuş, ardından da üvey ablasını, babasını ve çok sevdiği ağabeyinin acısını yaşamış. Hastalığının nedeni olduğu düşünülen bir diğer olay da küçük yaşta üvey ağabeyleri tarafından cinsel tacize uğramasıymış. Hatta hem feministliğinin hem de eşcinselliğinin nedeni olarak da bu durum gösterilmektedir. Eril dünyaya karşı duruşunu, henüz küçük bir çocukken erkek kardeşleri gibi okula gidemeyişine isyan ederek belli eden Woolf, bu nedenle Victoria devrinden de nefret etmiş.28 Mart 1941’de bastonuyla evinin yakınlarındaki Ouse Nehri’ne kadar yürüyüp, eteklerine taş doldurarak sulara gömülmüş.


 

Kendi yazgısıyla savaş halindeydi.

 

Ne kadar çok okumam gereken şey var!

 

Sorun duyguların artık birşeyler dile getirememesiydi.

 

En iyi yetiştirilmiş kadınlar zihinleri en uygar olanlardır.

 

Binlerce kitap okuyun ki kelimeleriniz bir nehir gibi aksın.

 

Ama edebiyat satın alınamaz ki ! Edebiyat herkese aittir!

 

İnsanın kendinden başka hiç kimse olmasına gerek yoktu.

 

Hiç kimseye aldırmıyorum, bu adını bilmediğim adam dışında.

 

Mutfaktan sonra, evin en güzel odası kitaplıktır, hiç değişmez.

 

Nasıl da acı çekiyorum. Ve hiç kimse bilmiyor nasıl acı çektiğimi.

 

Üzerinden ordular geçse bile, kılı kıpırdamayan cümleleri seviyorum.

 

Ölmek istemiyordu. Hayat güzeldi. Güneş ısıtıyordu. Ama ya insanlar?

 

Çünkü insanın bazen ne düşündüğü ne de bir şey hissettiği anlar vardı.

 

“Büyük şairler kendi acılarında boğulurlar.” Bu onların şarkısının yüküdür.

 

Kişinin olduğu gibi görünmesinin her şeyden daha üstün sayılacağını söylüyorum.

 

Başkalarının gözleri bizim zindanlarımız; başkalarının düşünceleri bizim kafeslerimiz.

 

İnsanlar zaten birbirinden bu denli farklı iken, yeni yeni ayrılıklar çıkarmak ne saçma şeydi.

 

“Annem” dedi ve durdu. … “Hepimizi o büyüttü. Ama hiçbirimiz onun tırnağı bile olamadık.”

 

Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!

 

Eğer göz kamaştırıcı, engelsiz bir zihin varsa, diye düşündüm, yeniden kitap rafına dönerek, o da Shakespeare’in zihnidir.

 

Çünkü kadınlar milyonlarca yıl boyunca evlerin içinde oturdu, şimdi ise bu duvarlar onların yaratıcı güçleri tarafından delinmiştir.

 

Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar; tarihte hiç görülmez.

 

İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.

 

Hiçbir şey sonsuza kadar devam edemez, diye düşündü. Her şey geçer, değişir, diye düşündü tavana bakarak. Peki, nereye gidiyoruz? Nereye? Nereye?

 

Dünya erkeğe dediği gibi kadına da istersen yaz, beni hiç ilgilendirmiyor demiyordu. Dünya kaba bir kahkahayla, yazmak mı diyordu. Yazmak senin neyine?

 

Ama o yatarak ölmeyecekti; dik bir kayalığın ucunda duracak ve orada gözleri fırtınaya sabitlenmiş, son ana kadar karanlığı yarmaya çalışarak ayakta ölecekti.

 

Goethe kadınlara hayrandı; Mussolini onlardan nefret ediyor. Nereye bakılırsa bakılsın, erkekler her zaman kadınlar hakkında kafa yordular ve onları türlü türlü değerlendirdiler.

 

Tek başıma, hiçliğin içine düşüyorum bazen. Ayağımı gizlice itmeliyim, dünyanın hiçliğe açılan yanına düşmemek için. Başımı sert bir kapıya vurmalıyım, kendimi vücuduma geri çağırmak için.

 

Bedenim,içine hiçbir sesin sızamayacağı mucizevi bi cam dolaptaydı sanki ve gerçeklerle teması kesilmiş zihnim, içinde bulunulan anla hangi düşünce uyumluysa oraya yerleşmekte özgürdü.

 

Böyle bir dünyaya çocuk nasıl getirilir? Acıyı ne hakla besleyebiliriz? Uzun süreli sevgilerden yoksun küçük duyguların ardına takılıp şuraya buraya sürüklenen bu zevk düşkünü … soyunu ne hakla sürdürebiliriz?

 

Kadınları korumaktan vazgeçmeniz lazım, onları farklı işler ve farklı uğraşlarla baş başa bırakın; izin verin ki asker olsunlar, denizci olsunlar, otomobil sürsünler, liman işçisi olsunlar. “Kadınlık korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan çıkınca her şey olabilir.”

 

Hayat, sürekli bir mücadeleydi. Hayat, çok büyük bir güç ve cesaret gerektiriyordu. Belki de hepsinden önemlisi, biz insanlar yanılmaya meyilli varlıklar olduğumuz için, insanın kendisine güveninin olması gerekiyordu. Kendimize güvenimiz noksan olursa beşikte ki ve bebekten farkımız olmaz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. Merhabalar,

    Virginia Woolf’un kalemiyle ‘’Kendine Ait Bir Oda’’ kitabıyla tanışmıştım ve beni gerçekten çok etkilemişti. Kitaptaki en sevdiğim sözü şuydu: ‘’İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.’’ Kitaptan altını çizdiğim ve kulağıma küpe edindiğim 12 alıntıyı okumanız üzere sizinle de paylaşmayı çok isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/virginia-woolf-kendine-ait-bir-oda-romanindan-kulaga-kupe-yapilasi-12-alinti/

    Sevgilerimle,
    edebiyatla ve sağlıkla kalın.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?